Meal Seç / Sure Seç

İhlas Suresi

TÜRKÇE - MUHAMMED ESED KURAN TEFSİRİ


( MUHAMMED ESED KURAN TEFSİRİ )

112 - İhlas
RAHMÂN, RAHÎM ALLAH ADINA (1)

1 - Otoritelerin çoğunluğuna göre, (9. sure -Tevbe- hariç bütün surelerin başında yer alan) bu ifade Fâtiha'nın ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Bu nedenle 1. ayet olarak numaralandırılmıştır. Bütün diğer örneklerde ise besmele, surelerin başında yer alır ve fakat ayet sayılmaz. Rahmân ve Rahîm ilahî sıfatlarının her ikisi de "bağışlama", "merhamet", "şefkat" anlamına gelen ve fakat daha da kapsayıcı bir mana ifade eden rahmet isminden (bu ismin masdarından) türetilmişlerdir. İlk zamanlardan bu yana İslam alimleri, bu iki terimi birbirinden ayıran anlam nüanslarını tanımlamaya çalışmışlardır. Bu açıklamaların en ikna edici ve sade olanı İbni Kayyım'a aittir (Menâr I, 48'den naklen): (Ona göre,) Rahmân terimi, Allah'ın Varlığı kavramında içkin (mündemiç) bulunan ve ondan koparılması mümkün olmayan rahmet saçıcılığı vasfını kapsarken, Rahîm, bu rahmetin O'nun mahlukatı üzerindeki tezahürünü ve onlar üzerindeki etkisini, başka bir deyişle O'nun aktivite (faaliyet) tarafını ifade eder.

        
Birçok sahih Hadis'te rivayet edildiği gibi, Hz. Peygamber, bu sureyi "Kur'an'ın üçte birine eşit" olarak görüyordu (Buhârî, Müslim, İbni Hanbel, Ebû Dâvûd, Neseî, Tirmizî, İbni Mâce). Surenin Mekke döneminin ilk yıllarında nazil olduğu sanılmaktadır.
1. DE Kİ: "O, Tek Allah'tır:
2. Allah, Öncesiz ve Sonrasız, Bütün Evrenin Asıl Sebebi. (1)

1 - Bu karşılık, Kur'an'da bir tek defa geçen ve yalnızca Allah için kullanılan Samed teriminin yaklaşık anlamını vermektedir. Bu terim, İlk Sebep ve Öncesiz-Sonrasız Mutlak Varlık kavramlarını, mevcut olan veya tahayyül edilebilen her şeyin esas kaynağı olan Allah'a döneceği ve bu nedenle hem yoktan var edilmesi hem de varlığını sürdürmesi açısından O'na bağımlı olduğu düşüncesi ile içiçe geçmiş şekilde kapsar.

3. O doğurmamıştır, doğurulmamıştır;
4. ve hiçbir şey O'na denk tutulamaz." (2)

2 - Karş. 89:3, not 2 ve sure 19, not 77. Allah'ın her bakımdan tek ve benzersiz olduğu, bir başlangıcının ve sonunun olmadığı gerçeği, "hiçbir şey O'na denk tutulamaz" ifadesinde mantıkî karşılığını bulmaktadır: Böylece O'nu tasvir etme ve tanımlama ihtimallerini de saf dışı bırakmaktadır (bkz. 6:100'ün son cümlesi ile ilgili not 88). Sonuç olarak, O'nun Varlığının mahiyeti insan kavrayışının yahut tahayyülünün sınırları dışındadır: bu gerçek, Allah'ı mecazî temsîller veya hatta soyut semboller aracılığıyla "tarif etme" teşebbüslerinin neden hakikatin inkarı ile eşit görüldüğünü açıklamaktadır.