Meal Seç / Sure Seç

Nasr Suresi

TÜRKÇE - MUHAMMED ESED KURAN TEFSİRİ


( MUHAMMED ESED KURAN TEFSİRİ )

110 - Nasr
RAHMÂN, RAHÎM ALLAH ADINA (1)

1 - Otoritelerin çoğunluğuna göre, (9. sure -Tevbe- hariç bütün surelerin başında yer alan) bu ifade Fâtiha'nın ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Bu nedenle 1. ayet olarak numaralandırılmıştır. Bütün diğer örneklerde ise besmele, surelerin başında yer alır ve fakat ayet sayılmaz. Rahmân ve Rahîm ilahî sıfatlarının her ikisi de "bağışlama", "merhamet", "şefkat" anlamına gelen ve fakat daha da kapsayıcı bir mana ifade eden rahmet isminden (bu ismin masdarından) türetilmişlerdir. İlk zamanlardan bu yana İslam alimleri, bu iki terimi birbirinden ayıran anlam nüanslarını tanımlamaya çalışmışlardır. Bu açıklamaların en ikna edici ve sade olanı İbni Kayyım'a aittir (Menâr I, 48'den naklen): (Ona göre,) Rahmân terimi, Allah'ın Varlığı kavramında içkin (mündemiç) bulunan ve ondan koparılması mümkün olmayan rahmet saçıcılığı vasfını kapsarken, Rahîm, bu rahmetin O'nun mahlukatı üzerindeki tezahürünü ve onlar üzerindeki etkisini, başka bir deyişle O'nun aktivite (faaliyet) tarafını ifade eder.

        
Minâ'da Hz. Peygamber'in H. 10. yılın Zilhicce ayında gerçekleştirdiği Vedâ Haccı sırasında -yani, vefatından yaklaşık iki ay önce- nazil olan bu sure, kesinlikle o'nun insanlığa duyurduğu son tam suredir. Bir gün önce (Zilhicce ayının 9'u Cuma günü) şu ayetler nazil olmuştu: "Bugün sizin için dininizi tamamladım, size bütün nimetlerimi bahşettim ve Bana tam teslimiyeti (islâm) dininiz olarak seçtim" (5:3); ve bu ayetlerin hemen ardından bu sure nazil olduğundan Hz. Peygamber'in bazı arkadaşları bu sözlerden, o'nun görevinin tamamlandığı ve artık vefat etmek üzere olduğu sonucuna vardılar (Buhârî). Gerçekten de Hz. Peygamber'in Nasr suresinin nüzulünden sonra aldığı tek vahiy, Bakara'nın 281. ayeti olmuştur.
1. ALLAH'ın yardımı ve zafer geldiğinde,
2. ve insanların Allah'ın dinine (1) dalga dalga girdiklerini gördüğünde,

1 - Yani, Allah'a tam teslimiyet dinine: karş. 3:19. "Allah katında tek [hak] din, [insanın] O'na tam teslimiyetidir".

3. Rabbinin sınırsız şanını yücelt, O'na hamdet ve O'ndan mağfiret dile: çünkü O, her zaman tevbeleri kabul edendir. (2)

2 - Yani, insanlar doğru dine kalabalıklar halinde girseler bile, mümin kendine aşırı güvenden kaçınmalı, tersine daha mütevazi ve kendi zaaflarının daha fazla bilincinde olmalıdır. Ayrıca Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Dikkat edin, insanlar dine büyük gruplar halinde giriyorlar -ama öyle bir zaman gelecek ki yine büyük gruplar halinde ayrılacaklar" (İbni Hanbel, Câbir b. Abdullah'tan rivayeten. Benzer bir Hadis, Ebû Hureyre'nin rivayeti ile Mustedrek'te geçmektedir).