Meal Seç / Sure Seç

Zilzal Suresi

TÜRKÇE - MUHAMMED ESED KURAN TEFSİRİ


( MUHAMMED ESED KURAN TEFSİRİ )

99 - Zilzal
RAHMÂN, RAHÎM ALLAH ADINA (1)

1 - Otoritelerin çoğunluğuna göre, (9. sure -Tevbe- hariç bütün surelerin başında yer alan) bu ifade Fâtiha'nın ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Bu nedenle 1. ayet olarak numaralandırılmıştır. Bütün diğer örneklerde ise besmele, surelerin başında yer alır ve fakat ayet sayılmaz. Rahmân ve Rahîm ilahî sıfatlarının her ikisi de "bağışlama", "merhamet", "şefkat" anlamına gelen ve fakat daha da kapsayıcı bir mana ifade eden rahmet isminden (bu ismin masdarından) türetilmişlerdir. İlk zamanlardan bu yana İslam alimleri, bu iki terimi birbirinden ayıran anlam nüanslarını tanımlamaya çalışmışlardır. Bu açıklamaların en ikna edici ve sade olanı İbni Kayyım'a aittir (Menâr I, 48'den naklen): (Ona göre,) Rahmân terimi, Allah'ın Varlığı kavramında içkin (mündemiç) bulunan ve ondan koparılması mümkün olmayan rahmet saçıcılığı vasfını kapsarken, Rahîm, bu rahmetin O'nun mahlukatı üzerindeki tezahürünü ve onlar üzerindeki etkisini, başka bir deyişle O'nun aktivite (faaliyet) tarafını ifade eder.

        
Bazı otoritelerin Mekkî sure olarak görmelerine rağmen, Medine döneminin ilk yıllarında nazil olmuş bulunması daha kuvvetle muhtemeldir (İtkân).
1. YER, o [son] müthiş sarsıntı ile sarsıldığında,
2. ve yeryüzü ağırlıklarını (1) attı[ğında],

1 - O güne kadar kendinde gizlediği bütün her şeyi -ölülerin bedenleri veya kalıntıları dahil.

3. ve insan: "Ona ne oluyor?" diye bağırdı[ğında],
4. o Gün yer, bütün haberlerini ortaya dökecek,
5. Rabbinin vahyettiği şekilde. (2)

2 - Yani, Hesap Günü yeryüzü, adeta, insan tarafından yapılmış bulunan her şeye tanıklık edecektir: Ebû Hureyre'den rivayeten gelen bir Hadis'e göre (İbni Hanbel ve Tirmizî) Hz. Peygamber tarafından yapılan bir açıklama.

6. O Gün bütün insanlar, [geçmiş] fiillerini görmek üzere biri öbüründen ayrılmış olarak (3) ortaya çıkacaklar.

3 - Lafzen, "ayrı varlıklar olarak" (eştâten). Karş. 6:94 -"şimdi Bize yapayalnız geldiniz, tıpkı sizi ilk yarattığımız gibi": böylece, her insanın devredilemez bireysel sorumluluğu vurgulanmış olmaktadır.

7. Ve kim zerre kadar iyilik yapmışsa, onu(n karşılığını) görecek,
8. kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu(n karşılığını) görecektir.